İş Yaşamında Sağlıklı Sınırlar Başarının Anahtarı

Uzmanlar, profesyonel hayatta 'hayır' diyebilmenin, iş-yaşam dengesini kurmanın ve kişisel sınırları korumanın psikolojik refah için kritik olduğunu vurguluyor.

İş Yaşamında Sağlıklı Sınırlar Başarının Anahtarı
3 dakikalık okuma

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu Seren Doğantekin, iş hayatında sağlıklı sınırlar belirlemenin, gerektiğinde olumsuz yanıt verebilmenin ve iş ile özel yaşam arasındaki dengeyi muhafaza etmenin ruhsal iyilik hali üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

İş-Yaşam Dengesi: Zamanı Eşit Bölmek Değil, Sürdürülebilirlik

Psikolojide iş-yaşam dengesi, bir bireyin mesleki ve kişisel hayatındaki görevleri, gereksinimleri ve rolleri birbirini yıpratmadan sürdürebilme kapasitesi olarak tanımlanıyor. Doğantekin’e göre, bu dengede asıl amaç, zamanı mutlak eşitlikte bölüştürmekten ziyade, kişinin hem verimli olabildiği hem de dinlenebildiği, sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturmasıdır. Dengenin bozulması durumunda kronik stres, tükenmişlik sendromu, anksiyete, depresif belirtiler, uyku sorunları ve ilişkisel çatışmaların daha sık gözlemlendiğini belirten uzman, uzun vadede iş performansının da olumsuz etkileneceğine dikkat çekti.

'Hayır' Demek ve Arkasındaki Korkular

Seren Doğantekin, ‘hayır’ demenin sadece bir kelime olmadığını, birçok kişi için reddedilme, eleştirilme veya sevilmeme korkusunu tetikleyen duygusal bir deneyim olduğunu ifade etti. Çocuklukta sevgiyi genellikle uyumlu olma, fedakârlık yapma veya başkalarını memnun etme üzerinden deneyimleyen bireylerin, yetişkinlikte kendi ihtiyaçlarını geri plana atmaya daha eğilimli olabileceğini söyledi. Çatışmadan kaçınma eğilimi, suçluluk hissi, düşük özsaygı ve onaylanma ihtiyacının da sınır koymayı zorlaştıran önemli etkenler arasında yer aldığını ekledi. Kişilerin “hayır dersem beni yanlış anlarlar” veya “iyi bir çalışan/insan olamam” gibi düşünceler geliştirebildiği belirtildi.

'İyi İnsan Olma' Çabası ve Sınır İhlalleri

Bencilliğin sadece kendi ihtiyaçlarını önemseyip başkalarının haklarını göz ardı etmek olduğunu açıklayan Doğantekin, sağlıklı sınır koymanın ise hem kendi haklarını hem de karşı tarafın haklarını gözetmek olduğunu vurguladı. Psikolojik açıdan sağlıklı sınırların ilişkileri zayıflatmadığını, aksine daha şeffaf, dürüst ve güvenilir hale getirdiğini ifade etti. Özellikle “herkesi mutlu etmeliyim”, “kimseyi kırmamalıyım” veya “fedakârlık yaparsam değer görürüm” gibi katı inançların, bireylerin kendi sınırlarını ihlal etmelerine neden olabildiğini ve zamanla tükenmişlik, öfke birikimi ve duygusal yorgunluk yaratabileceği uyarısında bulundu.

İlk Kez Sınır Koymanın Doğal Zorlukları

İlk kez sınır belirlemeye başlayan kişilerin bazı zorluklarla karşılaşabileceğine değinen Seren Doğantekin, ilk sınırların genellikle en zorlayıcı olduğunu belirtti. Çevrenin, kişinin yıllardır sürdürdüğü uyumlu davranış biçimine alışkın olması nedeniyle şaşırma, itiraz etme veya eski düzeni sürdürme çabası gibi tepkilerle karşılaşılabileceğini ifade etti. Kişinin bu süreçte yoğun suçluluk hissedebileceğini, ancak bunun değişimin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. Sınırların tutarlı, sakin ve saygılı bir şekilde sürdürülmesiyle hem kişinin kendine saygısının artacağını hem de çevrenin zamanla bu yeni iletişim biçimine uyum sağlayacağını ekledi.

'Hayır' Demenin Yolu: Nasıl Söylendiği Önemli

İş yaşamında sadece ‘hayır’ demenin değil, bunun nasıl ifade edildiğinin büyük önem taşıdığını kaydeden Doğantekin, kararlı ama saygılı bir iletişim dili kullanılmasını önerdi. Suçlayıcı veya savunmacı olmadan mevcut iş yükünü açıklamak ve gerekirse alternatifler sunmanın etkili bir yaklaşım olduğunu belirtti. Örneğin, “Bu görevi de üstlenirsem mevcut işlerimin kalitesi düşebilir. Öncelikleri birlikte değerlendirebilir miyiz?” şeklindeki bir ifadenin hem çözüm odaklı olduğunu hem de profesyonel sınırları koruduğunu söyledi. Kararlı iletişimin, kişinin hem kendisine hem de karşısındaki kişiye saygı duymasını sağladığını dile getirdi.

Söylenemeyen 'Hayır'ın Pasif-Agresif Yansımaları

Doğrudan sınır koyamayan kişilerin çoğu zaman istemedikleri sorumlulukları kabul ettiklerini belirten Seren Doğantekin, bastırılan öfkenin tamamen ortadan kalkmadığını ve farklı yollarla kendini gösterebileceğini ifade etti. İşleri geciktirme, isteksiz çalışma, alaycı konuşmalar, iletişimi kesme veya sessiz tepki vermenin pasif-agresif davranışlara örnek olabileceğini, aslında kişinin söyleyemediği ‘hayır’ı davranışlarıyla ifade etmeye çalıştığını vurguladı. Bazı kişilik özelliklerinin sınır koymayı kolaylaştırıp zorlaştırabileceğini belirten Doğantekin, ‘hayır’ diyebilmenin büyük ölçüde öğrenilebilen bir iletişim becerisi olduğunu sözlerine ekledi. Kararlı iletişim becerileri geliştirildikçe kişinin duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etmeyi öğrendiğini, küçük adımlarla başlamanın, suçluluk duygusunu fark etmenin ve her ‘hayır’ın ilişkiyi bozmayacağını deneyimlemenin bu gelişim sürecini desteklediğini; gerektiğinde psikolojik destek almanın da bu becerinin kazanılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

İlgili Haberler

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Mevlid Kandili: Peygamber Sevgisini Yenileme Fırsatı

Mevlid Kandili: Peygamber Sevgisini Yenileme Fırsatı

Aşırı Sıcaklar Beyin Kimyasını Değiştiriyor

Aşırı Sıcaklar Beyin Kimyasını Değiştiriyor

Şiddet Yükselişi: Medya ve Kültürel Etkiler

Şiddet Yükselişi: Medya ve Kültürel Etkiler