VakıfBank'tan Döngüsel Ekonomiye 10 Milyar TL Destek
VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile iş birliği yaparak, işletmelerin döngüsel ekonomi dönüşümüne yönelik 10 milyar TL'lik finansman paketi başlattı. Bu paket, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirliği hedefliyor.
VakıfBank, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine katkıda bulunacak yeni bir finansman programını hayata geçirdi. Sıfır Atık Vakfı ile ortaklaşa geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen bir toplantıda kamuoyuna tanıtıldı.
Bu paket, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi prensiplerine uygun hale getirmek isteyen firmaların yatırım ve işletme sermayesi gereksinimleri için çeşitli finansman çözümleri sunuyor. Programın temel amacı, kaynakların daha etkin kullanımını sağlamak, atık üretimini en aza indirmek, ürünlerin ve malzemelerin ekonomik döngüde daha uzun süre kalmasını desteklemek ve geri dönüştürülebilir kaynakları ekonomiye yeniden kazandırmak olarak belirlendi.
Üretimde Değer Korunumu Ön Planda
VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, bankanın sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirtti. Arslan, “Kalkınmayı, sadece bugünün finansman ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı kalmayıp, ülkemizin doğal kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güvence altına alan uzun soluklu bir süreç olarak ele alıyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar her aşamada önemli bir ekonomik değer mevcuttur. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzatılmasını ve üretimde ortaya çıkan değerin sistem içinde mümkün olduğunca korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeye büyük önem veriyoruz. VakıfBank olarak, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir sorumluluk üstlenmekteyiz” dedi.
Arslan, bankacılığın sadece kaynak sağlamanın ötesinde, ülkenin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inandıklarını vurguladı. Bu sorumluluğu, bankanın bilanço gücünün yanı sıra, uluslararası piyasalardan sağlanan uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla desteklediklerini ifade etti. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar yeni kaynak temin ettiklerini ve sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansman içindeki payını yüzde 38'e çıkardıklarını açıkladı. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolarlık sürdürülebilirlik temalı bir sendikasyon kredisine imza attıklarını sözlerine ekledi.
Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarına bütünsel çözümler sunduklarını belirten Arslan, böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken, ülkenin sürdürülebilir büyümesini de desteklediklerini dile getirdi. İlk aşamada 500'den fazla kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedeflediklerini bildirdi. Sıfır Atık Vakfı ile yapılan iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların artmasına önemli katkı sağlayacağına inandıklarını ifade eden Osman Arslan, bu paketin tek seferlik bir finansman ürünü olmadığını, döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştirilecek yeni çözümlerin ilk adımlarından biri olduğunu belirtti. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynakları ve sürdürülebilir finansman kapasitelerini bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacaklarını söyledi.
Sıfır Atık: Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın kritik rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketinin duyurulmasının yanı sıra, israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynakları daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir araya geldiklerini ifade eden Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık sadece bir çevre politikası olmaktan çıktı. Enerjiyi, suyu, hammaddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir” dedi.
Sıfır Atık Hareketi’nin, 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başladığını ve Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkenin sınırlarını aşarak küresel bir vizyona dönüştüğünü belirten Ağırbaş, bu vizyonun temelinde çok açık bir anlayışın yattığını, bunun da atığı oluştuktan sonra yönetmek yerine, israfı kaynağında önlemek olduğunu vurguladı. Ağırbaş, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan biri olduğunu ifade etti. Sahadaki çalışmaların, şehirlerde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği olduğunu gösterdiğini ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksikliklerin, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında olduğunu belirtti. Ağırbaş, şehirler ve sektörler değişse de ihtiyacın ortak olduğunu; erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman olduğunu dile getirdi. Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu vurgulayan Ağırbaş, sektörü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil, dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak gördüklerini sözlerine ekledi.
İlgili Haberler

Enpara'dan Gençlere Özel Havalı Banka Kartı

Çocuklara Dijital Güvenli Yaşam Eğitimi Başladı

ING Türkiye'den Çalışan Odaklı Yeni Yaklaşım

